Pages

11 Mart 2013 Pazartesi

DÜNYA BÖBREK GÜNÜ HEPİMİZE KUTLU OLSUN


Her yıl mart ayının ikinci perşembesi International Society of Nephrology yani uluslararası nefroloji cemiyeti önderliğinde dünya böbrek günü olarak çeşitli bilgilendirme toplantıları ile kutlanır. Bu günde amaç; insanımızı böbrek sağlığı konusunda bilgilendirmek ve böbrek hastalıkları ile mücadelede gelinen son noktayı gözler önüne sermektir. 
Böbreklerimiz bilindiği üzere kabaca 12x6x3 santimetre boyutlarında sırtta 10-12nci kaburgalarımız aralığında omurgamızın her iki tarafında yerleşimli kendi halinde bir organımızdır. En iyi bilinen görevleri idrar oluşumunu sağlaması ve vücuttan zehirli maddeleri atmasıdır. Diğer iç organlarımız karın zarı dediğimiz koruyucu peritonun içinde yeralırken böbreklerimiz peritonun arkasında yer almaktadır. kendi kapsülü ile korunmasını sağlamaktadır. Genellikle iç organlarımızın ikili kanlanma sistemi vardır. Yani aynı organa iki ayrı damardan iki ayrı temiz kan damarı gelir ve iki ayrı kirli kan damarı çıkar. Böbrekte durum ise her böbreğe tekli damar girer ve içerde dallanmalarını gösterir. Bu durumun anlamı şudur: eğer bir böbrek damarı veya dalı daralma ya da herhangi bir nedenle tıkanma yaşayacak olursa o bölge kanlanması ve de hayatiyeti son bulacaktır.
Bu kadar acıların çocuğu bir organımız biz insanlarda olduğu gibi "Ne kadar ekmek o kadar köfte" dememektedir. Bizim için ne görevler üstlenmektedir böbreklerimiz?

1- Eritropoetin denen hormon salgısı ile kemik iliğinde kan yapımının ilk uyaranıdır.
2- Ciltte üretimi başlayıp karaciğerimizde ilk değişimini yaşayan inaktif haldeki D-vitaminini aktif hale dönüştürerek kemik döngümüzün devamını sağlıyor.
3- Vücudumuzda yoğun karbondioksit birikimine bağlı ya da beslenme ile vücudumuzda biriken asitin en güçlü tampon sistemidir.
4- Farkında olmadığımız ve sadece kan tahlilinden kan tahliline gördüğümüz başta sodyum potasyum gibi mierallerimizin vücutta olması gereken miktarını ayarlayarak fazlası durumunda atılımını ve azlığı durumunda kimyasal ya da basınç alıcısı dediğimiz reseptörler yolu ile merkezi sinir sistemimizi bilgilendirir.
5- Vücudumuzun su dengesini sağlar.Vücut suyunun fazlalığı durumunda idrar olarak atılması için çabalarken azlığı durumunda da vücuttan atılması gereken zararlı maddeler nispetinde idrarı en konsantre  halde oluşturarak suyun vücudda kalmasını sağlamaktadır. 
6- Yine vücudda ani su kaybı gibi tansiyon düşmesi, bayılma gibi durumlarda renin dediğimiz bir hormon salgısı ile angiotensin oluşumu sağlayarak damarlarda kasılma; devamında aldosteron dediğimiz hormon ile sodyum aracılı su tutulumu sağlar. 

Maddelerle anlatmaya çalıştığımız böbreğimiz bu görevleri hiç aksatmadan yerine getirmektedir. Peki ya bizler böbreklerimiz için neler yapıyoruz? Neler yapmalıyız? Asıl yazı şimdi başlıyor, çayını kahvesini almak isteyen şimdi alsın yoksa tekrarı olmayacak ;) . 


Bu afişi çok seviyorum. Bilgi notuna bakmadan resimden herkes herşeyi anlıyor zaten. Türk Böbrek Vakfı'mızı bu konuda yürekten kutluyorum . Türk Nefroloji Derneği'nin himayesinde yürütülen ve tamamlanan  SalTürk Çalışması'nda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ortalama tuz tüketimimizin 17gram/gün olduğu tespit edilmiştir. Resimde sağ allta da görüldüğü gibi tuz tüketimimiz günde 6gramı yani bir silme çay kaşığını geçmemelidir. 
Bir diğer husus ise daha çok diyabet dediğimiz şeker hastalığı olanları ilgilendirse de çağımız hastalıkları olan obezite ve hızlı gıda tüketimine bağlı olarak şeker ve unlu mamuller tüketimidir. Bu üç beyazlar glukoz metabolizması , hipertansiyon, damar duvarı yapısında değişiklikler ve oksidasyon dediğimiz hücre yapısına zehirli madde oluşumuna neden olarak böbreklerimizi hasara uğratmaktadır.Bunların haricinde obezite yani hastalık derecesinde şişmanlık durumunda vücut kitle indeksi artışına bağlı olarak böbrek görevini yerine getirebilmek için anatomik yapısında büyümeye gitmektedir. Bu büyüme hali de böbrekte histolojik adı fokal segmental glomeruloskleroz dediğimiz idrarda protein kaybı ile seyreden ve böbreği yetmezliğe kadar götürebilen rahatsızlığa neden olur.
Her dokunun düşmanı olan diğer kötü alışkanlık ise sigara ve alkoldür. yapılan çalışmalar göstermişki aynı 3 beyazlarda olduğu gibi sigara da alkolde hipertansiyon, damar sertliği, böbrek dokusunda oksidasyon , bağ dokusu birikimi diye tarifleyebileceğimiz fibrozise yani böbrek dokusunun ölümüne ve büzülmesine neden olmaktadır.
Su tüketimi konusu dikkat edilmesi gereken bir diğer durumdur. Vücudun günlük su ihtiyacı 2500-3000cc'yi geçmemektedir. Yazdönemi güneşte çalışan ya da ağır iş grubu çalışanı insanları hariç tutarsak  normal şartlar altında vücudun bizden istediği su alımı bu sınırlardadır. sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenler ve idrar yolu taşı rahatsızlığı olan ve polikistik böbrek hastalığı bulunan hastalar haricinde bu sınırların haricinde fazla su tüketimi idrar konsantrasyon defektinin kalıcı bozulmasına neden olacaktır. 
Son bir konuda gelişigüzel ilaç tüketimidir. Görüntüde masum gibi görünen tüm sağlığımıza hizmet eden ilaçların büyük çoğunluğu böbrek üzerinden etki etmektedir veya atılımı böbrekten olmaktadır. Bu nedenle ilaç tüketimi konusunda başta ilaç-ilaç etkileşimi ve ilacın böbreklerinize verebileceği zararları doktorunuza mutlaka sorun. İlaçla birlikte ne kadar su tüketilmesi gerektiğini öğrenin.

Tüm organlarımız gibi böbreklerimizde bizim için vazgeçilmezimizdir. Amacım nefroloji ve hipertansiyon hastalıkları uzmanı olarak sizlere dünya böbrek günü vesilesi ile böbreklerimiz konusunda farkındalık sağlamaktı. Birkaç basit günlük hayat alışkanlıklarımızdaki değişiklik ile böbreklerimizin sorunsuz ve eksiksiz bir şekilde bize olan hizmetine devam etmesini sağlayabiliriz. Böbreğe yapacağımız yatırım kalbimizi de korumuş olacaktır.

SAĞLIKLI MUTLU GÜNLER DİLERİM.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder