Pages

20 Şubat 2013 Çarşamba

HERŞEY BİR HAYALLE BAŞLAR


Boş kaldığım bir zamanda kendi kendime düşünmeye daldım. Her çalışan insan gibi güzel bir iş ortamım olsa tatminkar bir gelirim olsa hiç birşeyi kafama takmadan çalışsam dedim. Peşinden neden olmasın diye düşündüm. Gerçekten böyle bir ortamım olsa ve şartlar bu denli iyi olsa neler yaparım dedim. Sadece kırmızı ferrari alırım dedim ve kaldım. Kırmızı ferrari... kulağa hoş geliyor lakin aynı “ferrarisini satan bilge” kitabı gibi “eee” dedim kendi kendime, ya sonra . Gerisi boşluk. Bu boşluğu dolduracak hiçbir şey bulamadım.

Bir taraftan düşününce insan tatminkar bir ücretle çalışıyor olsa herşeye dünyada ulaşıyorsa hayal etme ve mutluluk uzaklaşıyor kendisinden adeta. Çoktandır bunu düşünüyordum. Hayal kurabilmek mi güzel (yani doğru mu düşünüyorum:)) , maddi gücün olup dünyada kalmak mı güzel diye.
Belki de ben yanılıyorumdur. Ama zengin olmak o çok istediğimi zannettiğim ferrrarime sahip olmak fikri bile beni çok mutlu etmemişti. Onu bir kenara bırakalım artık hayal kuramaz olmuştum.

Beni asıl üzende buydu. İnternette en sevdiğim konulardan biridir, soruma cevap bulamadığımda gençlere başvurmak :)) . Genç beyinler ne düşünüyor bu konuda, ne hüküm veriyorlar diye. Malum onlar Özal torunları bizim gibi siz bilirsinizci değiller. Neyse “o”dur onlar için . Seviyorum bu atak, özgüvenli oluşlarını. Bu nedenle hem ekşi sözlük hem de üniversitelerin adları ile geçen diğer sözlük domain'i almış sitelere giriyorum. Aman Yarabbim! Bu ne hoş bir dünya ben hayal kurmaya takılıp kalmışım onlar neler nelere yorumlar yazmışlar. Müthişler. Hepsininde ortak paydası hayal kurmanın insanı dinlendirdiği , bedava oluşunun güzelliği, yaşama gayesi oluşundan bahsediyorlardı. Ne güzel dedim içimden; “benden de geçmemiş daha” diye . Sonrasında da doğal olarak işi bilenlerine sormak adına tekrar nette gezinmeye başladım. Neler neler çıktı karşıma .

Hayal kurmamızın beyin hücrelerimizi çalışmaya sevk ettiğini ve erken bunama dediğimiz yaşadığımız yüzyılın hastalığına iyi geldiğini, bir başka çalışmada hiç spor yapamayan insanların hayal gücüyle egzersiz yaptığında kas kuvvetlerinde artış ve en azında kilo alışlarının durduğu ya da cüzi oranlarda kilo verdiklerini tespit ettiklerini bildirmişler.
Bunların hepsi güzel olmakla birlikte aklıma takılıp beni bu konuyu yazmaya iten nedenler şunlar oldu: Dünya telaşına kapılıp çemberin içine girmek bizler için en büyük faciadır. Bir diğer husus ise içimizdeki çocuğun kemale ermesine çok müsade etmememiz lazım. Hayal etme gücümüzü diri tutabilmemiz için ise çok okumak çok görmek lazım.Her hayalimiz bir önceki hayalimizden daha güzel olmalı. Gençliğin ifade ettiği gibi bizi yormamalı, haz alabilmeli, zaman içinde ayakları yere basar olmalıdır. Hayallerimizi bizi anlayabilecek insanlarla paylaşmalıyız. 

Hayal kurabilmek için gün içinde zaman ayırabilmeliyiz. İstanbul'da bulunduğum dönemde katıldığım doktorlar ve yoğun tempoları ana başlığındaki toplantıda, zaman içnde dostum dediğimiz insanların bile telefonunu sessize alıp duymazdan geldiğimizi, ya da telefon açtığımız dostumuza “seni meşgul ediyorum” ya da “müsait misin “ gibi ifadelerle konuştuğumuzu dile getirdi konuşmacı. Yoğunum imajını ya da gerçekten yoğun çalışmayı erdem saydığımızı, dost meclislerinde dert yansak bile yoğun çalışmaktan içten içe haz aldığımızı gözlerimizin önüne serdi. Bununla birlikte hayallerimize , çevremize zaman ayırmamakla neler kaybedebileceğimizi gösterdi. Beni çok etkilemişti bu toplantı. Sunumu yapanda bir doktordu. Belki klinisyen değildi ama okuduğu, yapmayı istediğini zannettiği mesleği bir kenara bırakıp şimdi hayalini kurduğu kişisel gelişim üzerine kitaplar yazan, konuşmacı olarak davet edilen bir insan oldu. Özetle belirtmek istediğim hayal kurmak insanı mutlu eder, günlük hayat koşturmacasından bir an için sıyrılmamızı, kendimiz için birşeylere harekete geçmemizi sağlar. Belki de zaman içinde örnekte olduğu gibi mevcut işimizin önüne geçip hayal etiğimiz dünyada yaşayacağız.

 Tıpkı kırmızı boya kalemi olmadığı için ya da çatı kırmızı renk olur diye dikte eden ebeveynlerine inat ben kırmızı renk çatı sevmiyorum deyip başka renge boyayan çocuğun sayeninde farklı renklerde çatılar gördüğümüz gibi. Tarih sadece hayallerini gerçekleştirenleri yazar desede Sayın Ali Ağaoğlu biz hayal etmeye devam edelim, varsın tarih bizi yazmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder