Boş kaldığım bir zamanda kendi
kendime düşünmeye daldım. Her çalışan insan gibi güzel bir iş
ortamım olsa tatminkar bir gelirim olsa hiç birşeyi kafama
takmadan çalışsam dedim. Peşinden neden olmasın diye düşündüm.
Gerçekten böyle bir ortamım olsa ve şartlar bu denli iyi olsa
neler yaparım dedim. Sadece kırmızı ferrari alırım dedim ve
kaldım. Kırmızı ferrari... kulağa hoş geliyor lakin aynı
“ferrarisini satan bilge” kitabı gibi “eee” dedim kendi
kendime, ya sonra . Gerisi boşluk. Bu boşluğu dolduracak hiçbir
şey bulamadım.
Bir taraftan düşününce insan
tatminkar bir ücretle çalışıyor olsa herşeye dünyada
ulaşıyorsa hayal etme ve mutluluk uzaklaşıyor kendisinden adeta.
Çoktandır bunu düşünüyordum. Hayal kurabilmek mi güzel (yani
doğru mu düşünüyorum:)) , maddi gücün olup dünyada kalmak mı
güzel diye.
Belki de ben yanılıyorumdur. Ama
zengin olmak o çok istediğimi zannettiğim ferrrarime sahip olmak
fikri bile beni çok mutlu etmemişti. Onu bir kenara bırakalım
artık hayal kuramaz olmuştum.
Beni asıl üzende buydu. İnternette
en sevdiğim konulardan biridir, soruma cevap bulamadığımda
gençlere başvurmak :)) . Genç beyinler ne düşünüyor bu konuda,
ne hüküm veriyorlar diye. Malum onlar Özal torunları bizim gibi
siz bilirsinizci değiller. Neyse “o”dur onlar için . Seviyorum
bu atak, özgüvenli oluşlarını. Bu nedenle hem ekşi sözlük hem
de üniversitelerin adları ile geçen diğer sözlük domain'i almış
sitelere giriyorum. Aman Yarabbim! Bu ne hoş bir dünya ben hayal
kurmaya takılıp kalmışım onlar neler nelere yorumlar yazmışlar.
Müthişler. Hepsininde ortak paydası hayal kurmanın insanı
dinlendirdiği , bedava oluşunun güzelliği, yaşama gayesi
oluşundan bahsediyorlardı. Ne güzel dedim içimden; “benden de
geçmemiş daha” diye . Sonrasında da doğal olarak işi
bilenlerine sormak adına tekrar nette gezinmeye başladım. Neler
neler çıktı karşıma .
Hayal kurmamızın beyin hücrelerimizi
çalışmaya sevk ettiğini ve erken bunama dediğimiz yaşadığımız
yüzyılın hastalığına iyi geldiğini, bir başka çalışmada
hiç spor yapamayan insanların hayal gücüyle egzersiz yaptığında
kas kuvvetlerinde artış ve en azında kilo alışlarının durduğu
ya da cüzi oranlarda kilo verdiklerini tespit ettiklerini
bildirmişler.
Bunların hepsi güzel olmakla birlikte
aklıma takılıp beni bu konuyu yazmaya iten nedenler şunlar oldu:
Dünya telaşına kapılıp çemberin içine girmek bizler için en
büyük faciadır. Bir diğer husus ise içimizdeki çocuğun kemale
ermesine çok müsade etmememiz lazım. Hayal etme gücümüzü diri
tutabilmemiz için ise çok okumak çok görmek lazım.Her hayalimiz
bir önceki hayalimizden daha güzel olmalı. Gençliğin ifade
ettiği gibi bizi yormamalı, haz alabilmeli, zaman içinde
ayakları yere basar olmalıdır. Hayallerimizi bizi anlayabilecek
insanlarla paylaşmalıyız.
Hayal kurabilmek için gün içinde
zaman ayırabilmeliyiz. İstanbul'da bulunduğum dönemde katıldığım
doktorlar ve yoğun tempoları ana başlığındaki toplantıda,
zaman içnde dostum dediğimiz insanların bile telefonunu sessize
alıp duymazdan geldiğimizi, ya da telefon açtığımız dostumuza
“seni meşgul ediyorum” ya da “müsait misin “ gibi
ifadelerle konuştuğumuzu dile getirdi konuşmacı. Yoğunum imajını
ya da gerçekten yoğun çalışmayı erdem saydığımızı, dost
meclislerinde dert yansak bile yoğun çalışmaktan içten içe haz
aldığımızı gözlerimizin önüne serdi. Bununla birlikte
hayallerimize , çevremize zaman ayırmamakla neler
kaybedebileceğimizi gösterdi. Beni çok etkilemişti bu toplantı.
Sunumu yapanda bir doktordu. Belki klinisyen değildi ama okuduğu,
yapmayı istediğini zannettiği mesleği bir kenara bırakıp şimdi
hayalini kurduğu kişisel gelişim üzerine kitaplar yazan,
konuşmacı olarak davet edilen bir insan oldu. Özetle belirtmek
istediğim hayal kurmak insanı mutlu eder, günlük hayat
koşturmacasından bir an için sıyrılmamızı, kendimiz için
birşeylere harekete geçmemizi sağlar. Belki de zaman içinde
örnekte olduğu gibi mevcut işimizin önüne geçip hayal etiğimiz
dünyada yaşayacağız.
Tıpkı kırmızı boya kalemi olmadığı
için ya da çatı kırmızı renk olur diye dikte eden ebeveynlerine
inat ben kırmızı renk çatı sevmiyorum deyip başka renge boyayan
çocuğun sayeninde farklı renklerde çatılar gördüğümüz
gibi. Tarih sadece hayallerini gerçekleştirenleri yazar desede
Sayın Ali Ağaoğlu biz hayal etmeye devam edelim, varsın tarih
bizi yazmasın.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder