Pages

27 Mayıs 2012 Pazar

BEHZAT Ç. ANKARA ve PİLLİ BEBEK GERÇEĞİ
















Selam dostlar .
İkinci sezonunu Star TV’de oynayan bir dizi var biliyorsunuz “Behzat Ç”. Çok zamandır arkadaşlarımla konuşuyoruz.Benim müptelası olduğum ender dizilerdendir.Malum bende herkes gibi  sadece belgeseller, tartışma programları  ve bilgi yarışmaları haricinde televizyonu kullanmayanlardanım. Ama Behzat Ç ‘nin benim için ayrı bir yeri var.Ben İstanbulda yaşıyan bir Ankara’lıyım. Her ne kadar İstanbul’un güzelliklerini, tarihi dokusunu, yaşam tarzını öve öve bitiremesekde Ankara ve diğer illerdeki arkadaşlarımıza…
Behzat Ç’yi izlerken bazen bende kendi kendime soruyorum “neden” diye. Pazar akşamı diziyi izleyemezsem kendimi kötü hissediyorum.Tekrarını internetten izlemek düşüncesi yanlış geliyor. Ama yeni bölümden önce geçen haftaki bölümü doya doya izlerim. Düşündüm taşındım fark ettim ki içimdeki yalnızlığı dolduruyor bu dizi, Ankara’daki geçmiş günlerime götürüyor beni. Ölüm döşeğindeki insanlar için söylenir ya tüm yaptıkları yaşadıkları gözünün önünden film şeridi olarak geçer, tıpkı onun gibi bir şey. Behzat ve Harun karakterini sadece medya aracılığı ile bilsemde, Hayalet, Akbaba ve Cevcev Cevdet karakterleri çeşitli mekanlardan birebir bildiğim simalar olması dolayısı ile bu hissi taşıyorum belkide. Bir diğer konuda İstanbulda yaşayan insan için komik gelebilir ama  Ankara’yı avucumun içi gibi bilmemden dolayı Ankara sokaklarında geçen olayları gördükçe o sokaklar o mekanlar sanki televizyonun içinden “gel artık” der gibi hissiyata büründürür beni. Bunlar tabi işin maddi yönü. Bunun yanında İstanbul’da dizinin sevenleri ile konuştuğumda hemfikir olduğumuz bir noktada dizinin içindeki samimiyet duygusu. İş içinde bu böyle, bireysel olarak karakterlerin kendi iç dünyalarını sorgulamaları yaşamaları ve de aşkları içinde… Savcı hanımın Behzat’a söylediği bir sahne vardır: “Ben seninle iyi günde değil kötü gününde de varım” cümlesi haftalarca twitter da youtube ve onun aracılığıyla facebookda bomba etkisi yarattı. Ben o sahnenin üzerine sigaramı çoktan yakmıştımJ . Yeni izleyiciler kazandırdığı da bir gerçek.
Gerçektende dizideki samimi hava çok önemli. Dürüstlükten ödün vermemesi, güncel konularıda bir ucundan diziye katmalarıda övgüyü ve alkışı hak eder bir durumdur. Ekip ruhu Ankara için çok önemlidir. Kimse kimseyi satmaz ve arkasından konuşmaz. Söylemek istediği bir şey varsa bir fırsatını bulur ve yalnızken konuşulur. Herkesin birbirinin yaşına, makamına, bilgisine saygısı vardır. Olayın Ankara’da olması ve oyuncu kadrosunun öncelikli Ankara ve tiyatro kökenli olması tabloyu tamamlayan unsurlar olarak görüyorum.
Dizide bir önemli husus da film müzikleri : “Cem Kısmet ve Pilli Bebek” . Hastasıyım demek istiyorum. Çünkü Pilli Bebek grubu demek Sakarya Caddesi , Nüans Bar ve sonrasında SSK işhanında Baraka Bar demek. Benim içinse arkadaşımla Ankara’da ilk dinlediğim müzik grubu olmasıdır. O gün Nüans da dedimki “Evet Ankara’dayım .İyiki buradayım” . Ankara bir rock müzik şehridir. Hatta beşiğidir. Hard Rock , Classic Rock, Anadolu Rock ve hatta gerçek Heavy Metal sadece Ankara’da dinlenir iddia ediyorum. Alternative Rock müziği diğer illerde de dinleyebilirsiniz. Benim beklide ilk bir yılımın her çarşamba ve cumartesi günleri özel bir program yapmadıysam arkadaşlarımla Nüans ve Pilli Bebek dinlemekle geçmiştir. Siyah Beyaz, Malabadi Köprüsü o dönemki daha albümün çıkmadığı zamanlardan bahsediyorum en hit şarkıları idi. Şimdilerde son albümede ismini veren “Olsun” dizinin müziği. Ama eski şarkılarıda bir şekilde aralarda duymak güzel oluyor.    
Dizi için yapılan eleştirilere gelince her söz sahibini bağlamakla birlikte katılmadığımı da bildirmek isterim. Önde gelen suçlardan birisi “alkole teşvik vermesi”  deniyor. Nasıl insanlarız bilmiyorum dolu tarafından baksana birde sıfır sigara dizide hiç bundan bahseden yok. Kötü adamların bile sigara içmediği bir diziden bahsediyoruz. El insaf diyorum. Öyle bir ülkedeyiz ki nargile kafelerde nargile serbest, sigara içmek yasaktır. Neden diye sorarsanız “nargile bitkisel kabul ediliyormuş, sigara kadar etrafı rahatsız etmiyormuş”. Buna herhalde sadece Kadir İnanır J .
Ünlü polisiye yazarımıza diziyi nasıl buldunuz diye sorduklarında O’nun yorumuda ilginç: “Behzat Ç bir polisiye olamaz çünkü bir kişinin hayatı üzerinde geçiyor dizide süren bir takip dosyası yokmuş”. O kişinin kitaplarını okumaktan da soğuduğumu bildirmek isterim.  
Vel hasılı kelam bu haftayı çoktandır içimde tuttuğum Behzat Ç dizisine ve ekibine ayırdım ve bu yazının onlara armağan olmasını istiyorum.
Selam ve saygılarımla