Pages

27 Şubat 2013 Çarşamba

DÜNYAYI YAŞANIR YAPAN DUYGU: EMPATİ



Çağımızın en büyük sorunlarının başında iletişim yetersizliği gelmektedir. Bakarsanız özellikle başta devlet kurumları olmak üzere çoğu kuruluşun duvarlarında şikayet kutusu vardır. Memnuniyet veya teşekkür kutusu göremezsiniz. İyimser bakış açısı ile bakarsak (kuruma empati yaparsak:)) “hizmet alan kişileri pür memnuniyetle göndermek ana hedefi olmuş idarecilerin” diye düşünmek lazım. Ama diğer yandan düşünürsek memnuniyetinizi sadece personele sözel olarak söyleyebilirsin. İdarecilerin kalıcı, yazılı olarak bundan haberdar olmak gibi bir isteği yoktur. Çünkü idarecinin personelini olumlu motive etmek gibi bir isteği yoktur.

Bu anlatığım tabiki sanal bir hikayeydi ama üç aşağı beş yukarı hepimiz benzer durumlara maruz kalıyoruz veya maruz bırakılıyoruz. Nedir bu empati ? Yenilir yutulur bir şey midir? Reçetesi bir ilacı var mıdır? Sorularının artık yanıtı “evet” olacaktır.

Şaka bir yana empati ; hayatımızın vazgeçilmezi duygularımızdandır. Ama yerine getirebiliyoruz ama getiremiyoruz. Hepimiz empati duygusuna sahibiz. Kimimiz herkes için empati kuruyor, kimimiz sadece belirlediğimiz insanlara bu hakkımızı kullanıyoruz.Hepimiz herşeyi düşünmekte özgürüz. Hepimiz farklı kültürel yapılarda , farklı bakış açılarına sahibiz. Bu bize ve çevremizdeki insanlara kültürel bir zenginlik katar. Bunun yanında Yunus Emre de derki :” Bir çeşmeden akan su acı tatlı olmaya.” . Hepimizin birbirimize danışacağı, destek almak isteyeceği, onayına ihtiyaç duyduğu konular olacaktır. Çünkü sonuçta hepimiz insanız. Geldiğimiz yer aynı ve döneceğimiz yer yine aynı...


Kelime anlamına gelicek olursak empati ; kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilme duygusudur, hatta zanaatıdır. Zanaatıdır diyorum çünkü empati doğuştan bir yetenek gibi görünse de bence geliştirilebilir de bir duygudur. Empati- sempati ikilemine girmeyeceğim ama empati yapan insanlar arasında bile bir fark olduğunu düşünüyorum. Hepimizin günlük hayatında ve iş ortamında muhatabı olduğu kişiler vardır. Mesleğimizde ne kadar empati sahibi olursak o kadar başarı sahibi olduğumuzu , ne kadar mesleğimizden haz alarak çalıştığımızı fark ederiz. İnternette gezerken sizlerde karşılaşacaksınız, sanatla uğraşan insanların empati yeteneğinin daha yüksek olduğu görülmüş. Bebeklik ve çocukluk döneminde zaruri istekleri ebeveynleri tarafından karşılanmış bireylerin empati kurma konusunda daha başarılı bulunmuşlar. Sanal hikayemizde bahsettiğimiz gibi idareci olmayıp gerçek manada liderlik vasfına sahip kişiler empati yetenekleri ile güven ortamını sağlamaktadırlar.

Olaya dini boyutta da bakacak olursak empatinin bizler için ne kadar önemli olduğunu , bir yaşam felsefesi olarak kabullenmemiz gerektiği tüm Tek Tanrı'lı dinlerin kitaplarında bildirilmiştir. Hiç kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti laiklik ilkesi ile yönetilen bir ülke olma konumunu sürdürmekle birlikte halkının büyük bir çoğunluğu İslam Dini'ne mensuptur. İslamda empati yoğun işlenen bir konudur. Yoksula, güçsüze, hastaya, akrabaya yardım edilmesi hususunda; telafi edilebilir hatalarda hemen hiddetlenmemiz ve hatta kendi hatalarımızda kendimize daha acımasız olmamız gerektiğini bildirir.

Empati ile aile içi olsun iş dünyası olsun çevremizle olsun ilişkilerimiz daha sağlam temellere oturacaktır. Hayat daha güzel olacaktır. Empati biyoenerjimizinde yükselme vesilesi olacaktır. Bir diğer husus ise empati konusunda -tabi bu benim şahsi fikrim- önceliğimiz aile içi olmasıdır. Aile içinde empati sağlayamayıp dış çevrede bunu başarıyor isek birşeyler ters çalışıyor demektir. Sonuçta insan bunu içinde hissedecektir. Düşüncelerimizin tersinin de olacağını her an düşünmeliyiz. Kararlarımızı bu doğrultuda alırsak mutluluk hep bizimle olacaktır.
 

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder