Merhaba Dostlar
İnsan mesai saati bitiminde hele ki bu yaz saati uygulaması ile günlerde uzamışken iş çıkışı “şimdi ne yapmam doğru olur?” diye kendi kendine bir konuşur öyle sessizden. Akıl derki; “ bir an evvel evine var trafik iyice sıkışmadan ayaklarını uzat, şehre de kapılarını kapat”. Ama yüreğimiz; içimizdeki çocuk dediğimiz yüreğimiz ise bir huzur, bir dost meclisi, bir anne şefkati, bir baba koruyuculuğuna teslim olmak , akıp gitmek ister bir an için iç yalnızlığına sessiz sitemsiz. Sadece kendisi ve yalnızlığı…
O sırada bir de bakmışsınız ayaklarınız Kadıköy merkeze, Beşiktaş İskelesi’ne getirmiş. Yüzünüzde bir gülümseme “Hadi hadi“ derken, kulağınızda bir anda “Ah o gemide bende olsaydım” tınısı. Birde bakmışsınız akbil basılmış ve vapurda yerinizi almışsınız bile.
İnsanın kendini esas oğlan hissetiği yerlerdendir şehir hatları vapurları. Büyüktür , uludur baba gibi. Üşürsün anne sıcaklığı istersin iç kapalı kısım kucak açar sana. Utanmasan uyursun varıncaya kadar. Yaramazlık yapmak istersin dış yan kısımlarda rüzgara verirsin kendini umarsızca. Biraz şair olmaya yada hissiyatına bürünmek istersen de arka kısım idealdir ve hatta bir bardak çayını da içmeyi unutmamak kaydıylaJ. Hele o dansın vazgeçilmez partnerleri bir bakmışsınız hemen vapurun iskeleden yol alması ile arkanızda bitiverirler. Simit olsun ekmek olsun mutlaka paylaşmak lazım martılarla.Eski kamikazelere de biz öğrettik uçmayı dercesine alçalır yükselirler yanı başınızda. Siz yeterki paylaşın hamurişinizi. Hooop anında seri hareketlerle kapılır. Şehir hatları vapurları ile Büyükada’ya gitmekte bir ayrı keyiftir. O kalabalık, o hengame başta “bu nedir kardeşim” diyecekken, herkes yerleşmiş ve 80’lerde pikniğe giden bir kamyonet dolusu insan misali neşe cümbüş alır etrafını. Çocuklar, martılar cıvıldaşırken vapurumuzun yardığı sulardan oluşan köpüklerde tempo tutarlar,cıvıldamanın ritmini korurlar. Zamanın durmasını istediğimiz,hiç bitmesin dediğimiz anlardır vapurda geçen zaman. Adaya yaklaşırkende yaz tatilinin geçirileceği noktaya az bir mesafe kalınca babalarımızın bizi heyecanlandırmak için arabada; “uyan uyuma artık geldik bak” der gibi o davudi vapur düdüğü ile bir silkinir ve tekrar kanımız kaynamaya başlar. Adalara gitmekte hem keyifli hemde dönüş telaşı ile insanı geren bir durumdur.Herkes geç ayrılmak ister ama onun kalabalığıda ayrı bir derttir. Öyle yada böyle bir bayram cümbüş edalarında yine de babanın akşam gelip bizi alması heyecanla beklenir. Yorgundur babacan gün boyu kaç kişiyi almış almış getirmiştir. Yine de mağrur, kendinden emin durur. Akşam gün batmaktadır artık tatlı bir esinti ile İstanbulu seyre dalar herkes göz kapaklarına çöken günün yorgunluğu ile, kulaklarda Behçet Kemal Çağlar. Bir kez daha bütün takdirleri toplar şair; “İstanbulu sevmezse gönül, aşkı ne anlar”. Ama bir grup daha vardır ve çok yorulmuştur artık, göz kapaklarını taşıyamaz olmuş ve fırsatı değerlendirirlerJ . Onlar kim mi? Orhan Veli severler. Derler ki “İstanbulu dinliyorum gözlerim kapalı”. Biz böyle şairlerin arkasında ikilik çıkarmaya devam ederken vapurumuz hala göğsünü siper etmiş, deniz trafiğinde mücadelesine devam etmektedir. Kimseye de eyvallahı yoktur ha. Karşı yönden gelen vapurlara karşı güreşe çıkarılmış boğalara benzerler. Vapurun içinde herkes vapura bu mücadelede destek olabilmek için güvertede yerini almıştır.
Hep vapurun içinden bahsettim ama vapurları dışarıdan izlemekte ayrı bir keyiftir. Gecesi ayrı gündüzü ayrı akşamüstü ayrı güzel kareler verir. Heleki Salacak sahilinde çayını yudumlarken, o vapurların sarayların önünden ve sonra Kızkalesi’nin önünden selam alarak geçmesi müthiş görsel keyiftir. İnsan yaşadığının değerini anlamını idrak ediyor.
Hayatımızda hep bu güzelliklerin olması dileğiyle ...




üniversite hayatı boyunca vapurda saatlerini geçirmiş biri olarak beni mest ettiniz... En bildiğim konu diyebilirim :)) Vapura yetişmenin heyecanı, arkadaşlarınla vapur sohbetleri, vapurda vizelere çalışmak, bütün planlarını vapur sefer saatlerine göre yapmak, yıllar boyunca vapurda insanlara aşina olmak... Ne güzel günlerdi dedim yazınız okurken...Bir de eklemeden geçemeyeceğim; vapurun yarı açık bölümünde çay- simit iklisinden sonra bir sigara içmenin keyfi... Teşekkürler bu güzel yazı ve bana hissettirdikleriniz için.
YanıtlaSilSevgili Sally öncelikle yorumun ve mutluluğunu paylaştığın için çok teşekkür ederim. Daha birkaç yıllık bir deneyimim bile olsa vapur fırsatım varsa öncelikli tercih aracım. İçi dışı hep ayrı keyifli olmakla birlikte sigara içicisi olarak bende dış kısmı ayrı severim:) lakin sigara içiminin deniz ulaşımında yasaklı olması bu keyfi bölüyor. Ama Büyükada yolculuğunda kalabalık ve arap turistlerin içmesi olayı kolaylaştırıyor:) Bu denize hertürlü eziyetin yapıldığı yerde izmariti niye bu kadar sorun ederler çok anlamış değilim. Nitekim çöp kovalarıda var değilmi :)
YanıtlaSilSağlıcakla ve sevgiyle...
efendim, bizler vapura ve bu keyiflere uzak yerlerdeniz.Öyle bir kişileşmişki vapurlar sizin elinizde, hani biraz limoni olan keyfim arzuladı şimdi o anne sıcaklığını:))Biraz da kıskandım galiba sally i.deinizin ve vapurun bu kadar tadını çıkarmasını.
YanıtlaSilElinize gönlünüze sağlık.Yeni yazınızı merakla bekliyorum:))
Selam
Silgönüllere bir parça güneş, bir parça vapur esintisi verebildiysek ne mutlu bana. İnşaallah en kısa zamanda İstanbul'a gelmeniz bu keyfe nail olmanız ümidiyle...
Esen kalın
Lise yıllarında,vapuru aman kaçırmıyım şimdi derse yetişemicem telaşıyla binenlerdendim ben sabah vapuruna:)ancak dönüşdeki keyif bu kadar güzel aktarılabilirdi,ekliyim dedim arka taraftaki sigara içenlerin yanına, akşam yorgunluğunu ,boğazın üstünden geçerken bira içerek atanları da eklemek istedim,en ucuz en iyi yerdir düşününce aslında:)
YanıtlaSilSevgili Maverick yorumun ve katkın için çok teşekkür ederim. Haklısın bana kısmet olmadı fakat Kuzguncuk'taki İsmet Baba restorandan takip ettiğimde görüyordum, vapurdan birası ile mekanı selamlayan arkadaşları. Kesinlikle çok keyifli görünüyorlardı. Ucuz, denizin ortasında, açık hava, dozunda boğaz esintisi daha ne olsun değil mi?
SilSelamlar
Bu haftaki yazınız hem insanı mutlu ediyor,hemde yapmayı unuttuğumuz vapur seyahatlerini hatırlatıyor. Benim de vapurda en sevdiğim simit yemek ve salep içmek. Tabii ki birde martılarla simitimi paylaşmak. Haftaya yazacağınız konuyu merakla bekliyorum. Şimdiden elinize sağlık. Selamlar......
SilEfendim beni nasıl mutlu ettiniz anlatamam. Bu enerji ile inşaallah sizlerle yine ortak paydada buluşacağımız bir yazı yazmaya çalışacağım.
YanıtlaSilSevgiler selamlar