Bir hafta daha bitti ve hangi konuyu paylaşalımda hep birlikte hafızalarımızı tazeleyelim diye düşünüyorumda düşünüyordum. Yazmak konuşmaktan zormuş söyleyeyim.Hiç bu kadarını beklemiyordum.
Ne büyük sorumlulukmuş. İnsanın bir eser ortaya koyacağını bilmesi bir onur bir mutluluk olması ile birlikte müthiş birde baskı hissediyor yüreğinde. Aslında ülke gündemide nasıl kalabalık nasıl kalabalık. 4+4+4=12 mi eder yoksa bir yazarımızın dediği gibi sadece 4 mü eder? Sağlıkçılar kamu birliği yasası ve sonuçları için yürüyüşler düzenler? Ama merak etmeyin sizi bu tip haberler silsilesi ile tartışma ortamı içine sokmayacağım. Benim esas gelmek istediğim nokta; artık çok fazla düşünemediğimiz ve ne verilirse hap olarak almamız ve o bilgiler üzerinde hareket etmemiz.
Geçenlerde okuduğum ama kime ait olduğunu hatırlayamadığım bir sözü aktaracağım; "Bildiğin gibi yaşayamazsan,yaşadığın gibi bilirsin". Sizi bilmiyorum ama bu söz beni derinden etkiledi. Farkındalığımızı kaybetmiş bir şekilde çalışmaya para kazanmaya eve gelip televizyon kumandası ile boğuşmaya ya da internette kaybolmaya adamış durumdayız kendimizi.İstanbul trafiğini ve bu trafikteki hokkabaz halimizi de ekleyelim. Hepimiz şikayetçiyiz ama hiçbirimiz şikayet etmiyoruz. sonuç ne olacak gizli depresyon(şimdilik). Bundan kim kazanıyor olacak? Medya ,teknoloji sektörü , siyasetçiler , psikolog ve psikiatrlar vs . bu ne acı durum değil mi ? Bu şehrin insanı olarak takip ettiğimiz en önemli haber "hava durumu,yarın hava nasıl olacak?" . Hepimiz okuduğumuz dinlediğimiz haberlerden derlemelerimizi bir meteorolog edası ile başlarız anlatmaya, hemde dakikalarca. Bu hayat mücadelesinin güzel gibi görünen bir kötü tarafı da sağlık paranoyası. Öyle çok insan görüyorum ki cebinde binbir çeşit vitamin hapları, antideprasanlar... Herkes sağlık taramalarında. Çünkü dıştan iyi görünsede içten içe çürümenin farkında. Herkes moda olmuş bir hastalığı kapmaya çalışıyor.
Bir diğer problemimiz cep telefonlarımız. Müthiş icat.Her dakika her yerde sevdiklerine ulaşmamızı sağlıyor. Anlık sosyal medya girişimizi sağlıyor. Her saniye çalan sms melodisi ile hepimiz yoğun ,üretken ,girişimci bir havada esiyoruz.
Hepinizin "bunları biliyoruz daralttın beni usta" dediğinizi duyar gibiyim:)): Lakin bu hafta için gece gece dilimin döndüğü aklımın erdiği dök içini rahatlama terapim oldu. Okurken bir kez daha farkındalık sağlayıp ben nereye gidiyorum, bir rüzgara takılıp kayıp mı oluyorum? Yoksa aklımın ve yüreğimin götürdüğü yere mi gidiyorum görmeye çalışalım. Ve böyle durumlar için anlık yada hobisel faaliyetleriniz neler var? neler sizi rahatlatıyor? Düşünmenizi ve naçizane yorum yazaraktan paylaşmanızı rica edeceğim.
ODTÜ'den Ahmet İnam Hoca'nın "Teknoloji Benim Neyim Oluyor?" Kitabının ilk sözlerinde eğitimi dönemindeki Hocası Teo Grünberg'den alıntısında dediği gibi "dünyanın en güzel kızı bile,ancak kendisinde olanı verebilir". An itibari ile dile gelenler bunlar .İnsan paylaştıkça rahatlar ,paylaştıkça çözüm kapıları daha da görünür aralanırmış. Yazım umarım sizler içinde bir dök içini rahatla olmuş ve aynen beni yazmış dedirtebilmişimdir ve yorumlarınız ile çözümlerimizi çoğaltırız:) .
En güzel günler en güzel geceler sizlerle olsun
| Gündemimizde en çok yer tutan, korkulu rüyamız masum kar taneleri :) |

Zaman akıp gidiyor, yaşadığımız kadar varız. Sizin de bahsettiğiniz gibi önceliklerimizi, keyif aldığımız aktiviteleri hayata geçirmeli ve hayattan keyif alma taraftarıyım.
YanıtlaSilSevgili Nihanna yorum paylaşımlarına katılımın için çok teşekkür ederim.
SilBir arkadaşım facebook profilinde paylaşmıştı:
"Pozitif düşün ,İyi yaşa"YANLIŞ ; "İyi yaşa; Pozitif ol" DOĞRU.
İyi yaşamak içinde kültürü alıp verebileceğimiz ortamları fırsatları kovalamalıyız...
Selamlar sevgiler
Sevgili hocam nerden başlasam nasıl yorum yapsam şaşırdım,zira 3 yorum kotam varken sanırım hepsini buyazınızda kullanacağım:))
YanıtlaSilYazılarınız gerçekten etkileyici,bu yazınız muhteşem. Ne söylersek söyleyelim insan geçmişini özlüyor, geleceği hayal ediyor,bu gününü yaşamıyor. Yıllar sonra bu yazdıklarımızı okurken de bu günleri özlüyor olacağız...
Gündem yoğun,okadar yoğun ki artık bir eksik birfazla olay farketmiyor..Hayatı boyunca hiçvitamin, antidepresan kullanmamış biri olarak; kapitalist düzenin kölesi olmuşuz artık farketsek neçare, zevk almaya bakmak lazım...
selamlar...
Sevgili Sally geçmiş gelecek bugün triosuna yorumunu çok beğendim.Bende yazıya başladığımda bu duygular içinde bugünü sorgulayacak kim olacak diyordum.Yoğunluğu yaratan bizleriz bildiğimiz bir yaşam olmadığı için yaşadığımız gibi biliyoruz.Kabuğu kırma zamanıdır;)
SilTeşekkürler selamlar sevgiler
üstadım bildiğin gibi yaşamak çok süper bir tarif, niye dersen gitgide duyarsız,umarsız bir toplum olma yolundayız ve bunu yıkmanın reçetesi olarak görüyorum.saygılarımla
YanıtlaSilSayın Üstadım Yorumunuz için çok mutlu oldum saolun varolun. İnşaallah sizin blogunuza yorum yazmakta bize kısmet olur. Birşey söylemek gerekirse konuşmaktansa yazmak daha büyük özgürlük ve anı yaşamanın ve durdurmanın en güzel ve en kolay şekli.Yazmak daha çok araştırmak istiyor bu sayede kendin için çabalıyorsun ;)
SilSelamlar saygılar sevgiler paylaşımınıza sağlık
Bu bahsettiklerinizin tam adi İstanbul Sendromu hocam! Mühim olan "an"dan keyif almak, bizi hayatta besleyen şeylerin peşinde koşmak
YanıtlaSilHerşeyin başı doğru beslenmek değil mi Bestecim ;) Bizim için adı İstanbul Sendromu diyebiliriz, Allah'tan daha küçük şehirlerde bu tip sendromlar yaşayıp nokta nokta ili sendromu yaşıyorum demiyoruz. Senin sözünü Jim Morrison'a bağlıyorum; "Anı yaşa" der ünlü vokal ama sayılı anlarını kendince doldurmuş şekilde hayata veda etti...
Silsevgili yazarımız,bu yazınızda beni ister istemez 80 ler yazınıza geri götürdü.2000 lerde teknoloji çağındayız,bilgiye ve pek çok şeye kolay ulaşır durumdayız ama ne yazıkki mutluluk minumumda.ondan sonra ver elini depresyon mepresyon:))ne dersiniz?
YanıtlaSilSevgili arkadaşım; sözlerinde son derece haklısın. Anlatmak istediğimde bir parçada olsa bu. Hep bir fazlası var ama asıl önemli olan ne olmalı senin için? Hayatın getirdiği felsefelerden biridir: "Natura est Libra" yani doğa dengedir.
YanıtlaSilBir arkadaşımın bitirdi mi bilmiyorum ama yazmakta olduğu kitabının konusu idi: "İnsan maddi olarak istediği kadar artıda yada ekside olsun ebedi hayata göç esnasında nötr olarak gider" . Bir sözde ülkeyi hatırlayamayacağım ama mezarlık çıkış kapısından "satrançda oyun bitdiğinde şahda vezirde piyonda aynı kutuya konur". Diyeceğim o ki yazının adı konunun özü; "Niyet neydi akibet ne oldu bak".
Sevgiler selamlar gününüz dününüzden daha aydın olsun ;)